Event

The true cost of journalism: Ongoing impunity cases in…

The true cost of journalism:

Ongoing impunity cases in Europe

19 February, 11:00 CET.

On 21 February 2018, journalist Ján Kuciak and his fiancée Martina Kušnírová were murdered in Veľká Mača, Slovakia. The assassination sparked mass protests and the eventual resignation of Prime Minister Robert Fico. Although those who ordered and carried out the murder have been found guilty and sentenced to time in prison, the alleged mastermind was acquitted in May 2023.

 

During the latest MFRR webinar, marking the sixth anniversary of the murder of Ján Kuciak and Martina Kušnírová, panellists will discuss ongoing impunity cases for crimes against journalists in Europe with a spotlight on Slovakia, Turkey, and Serbia.

Moderator

Jasmijn de Zeeuw

Legal Advisor, Free Press Unlimited

Speakers

Massimo Moratti

Osservatorio Balcani e Caucaso Transeuropa (OBC Transeuropa)

Barış Altıntaş

Co-Director, Media and Law Studies Association (MLSA)

Lukas Diko

Editor-in-Chief, Investigative Center of Jan Kuciak

Library

Turkey: Press freedom crisis deepens amid earthquake and national…

Turkey: Press freedom crisis deepens amid earthquake and national elections

The partners of the Media Freedom Rapid Response (MFRR) today publish the findings of an international press freedom mission to Turkey in a report titled “Press freedom crisis deepens amid earthquake and national elections”.

The report, which details the findings of an international press freedom mission to Turkey in October 2023, focuses on the challenges facing independent and critical journalism in Turkey in 2023, a year marked by the tragic February earthquakes and the parliamentary and presidential elections in May.

 

The mission included meetings with editors, journalists, local civil society groups, Constitutional Court officials, broadcast regulator Radio and Television Supreme Council (RTÜK) members, and representatives of opposition political parties. The mission was convened by the International Press Institute (IPI) and was joined by representatives from the Committee to Protect Journalists (CPJ), European Centre for Press and Media Freedom (ECPMF), Osservatorio Balcani Caucaso Transeuropa (OBCT), and Reporters Without Borders (RSF).

This mission report was coordinated as part of IPI’s #FreeTurkeyJournalists campaign and in cooperation with Media Freedom Rapid Response (MFRR) partners. The MFRR is a Europe-wide mechanism which tracks, monitors, and responds to violations of press and media freedom in EU Member States and candidate countries.

MFRR 3 consortium logos
Library

Turkey: Repeal the “disinformation offence” and overreaching legal amendments

Turkey: Repeal the “disinformation offence” and overreaching legal amendments

As the Turkish Constitutional Court reviews the constitutionality of the “disinformation offence”, today on 8 November, the Media Freedom Rapid Response (MFRR) partner organisations reiterate their call for the annulment of Article 217/A of the Turkish Penal Code and related legal amendments passed in October 2022 that undermine international standards on the right to freedom of expression and of the press.

 

Turkish translation available here

Since its introduction a year ago, the offence of “publicly disseminating misleading information” under Article 217/A, known as the “disinformation offence”, has been weaponized to silence dissent. The broad and vague language of Article 217/A has resulted in at least 33 journalists confronting legal consequences, indicating the article’s potential to stifle legitimate dialogue and critical thought under the guise of curbing “false information.”

Any restrictions to the right to freedom of expression, which is guaranteed by the Article 26 of the Turkish Constitution, must be prescribed by law, must pursue a legitimate aim, be proportionate to the legitimate aim pursued and necessary in a democratic society. The Venice Commission’s urgent opinion on the offence highlighted that the ambiguous manner with which Art. 217/A is worded jeopardises the legality criterion and that it is doubtful the offence is proportionate or necessary in a democratic society considering the chilling effect it would create; making the law incompatible with international standards on the freedom of expression.

The review by the Constitutional Court presents a critical opportunity for Turkey to reestablish adherence to the principles of international human rights law and democratic values. We call upon the Turkish Constitutional Court to acknowledge the incompatibility of Article 217/A with international human rights conventions and to annul this and other restrictive amendments from October 2022. 

In solidarity with those who champion free expression and media freedom in Turkey, we will be closely monitoring the Turkish Constitutional Court’s forthcoming hearing today, on 8 November, on the annulment of the “publicly disseminating misleading information” offence.

 

Background on the October 2022 amendments

In October 2022, the Turkish parliament passed a series of legislative amendments to several laws, including the Turkish Penal Code, the Internet Law and the Press Law. This new “censorship” or “disinformation law” criminalised “spreading false information” while additional provisions have imposed heavy obligations on social media platforms and over-the-top service providers.

 

Before the October 2022 amendments, Turkish legislation was already placing tight constraints on online platforms, mandating swift compliance with content takedown requests under the threat of substantial penalties. Since the October 2022 changes, social media platforms (SMPs) risk advertising bans, hefty fines that could be as high as 3 percent of their global income, and significant reductions in their bandwidth, or ‘throttling’, if they do not follow government orders. Not adhering to even a single demand for content removal or user information can lead to up to 90 percent throttling of their services and a six-month ban on advertisements.

Signed by:

  • ARTICLE 19 Europe
  • European Centre for Press and Media Freedom (ECPMF)
  • European Federation of Journalists (EFJ)
  • International Press Institute (IPI)
  • OBC Transeuropa (OBCT)

Türkiye: “Dezenformasyon suçu” ve diğer kısıtlayıcı yasal değişiklikler yürürlükten kaldırılsın

 

ARTICLE 19 Europe ve Medya Özgürlüğü Acil Müdahale (MFRR) paydaşları; Anayasa Mahkemesi’nin “dezenformasyon suçunun” anayasaya uygunluğunu incelediği bugün (8 Kasım), Türk Ceza Kanunu’nun 217/A maddesinin ve Ekim 2022’de kabul edilen ve ifade hürriyeti hakkına ilişkin uluslararası standartları hiçe sayan yasal değişikliklerin iptali çağrısını yinelemektedir.

Bir yıl önce yürürlüğe girmesinden bu yana, “dezenformasyon suçu” olarak bilinen 217/A maddesi kapsamındaki “halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma” suçu, muhalefeti susturmak için silah olarak kullanılıyor. Madde 217/A’nın geniş ve muğlak dili, en az 33 gazeteciye soruşturma açılmasına neden oldu. Bu durum, maddenin “gerçeğe aykırı bilginin yayılmasını” engelleme kisvesi altında meşru diyaloğu ve eleştirel düşünceyi boğma potansiyeline işaret ediyor.

Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 26. maddesi ile düzenlenen ifade hürriyeti hakkına getirilecek her türlü kısıtlama kanunla öngörülmeli, meşru bir amaç gütmeli, güdülen meşru amaçla orantılı olmalı ve demokratik bir toplumda gerekli olmalıdır. Venedik Komisyonu’nun suçla ilgili acil görüşünde, 217/A maddesinin muğlak ifadesinin yasallık kriterini tehlikeye attığı belirtilmiş, fiilin suç olarak düzenlenmesinin yaratacağı caydırıcı etkinin bu düzenlemenin demokratik bir toplumun gereklerine uygun veya güdülen amaçla orantılı olduğunu şüpheye düşürdüğü vurgulanmıştır. Komisyon, bu durumun yasayı ifade hürriyetine ilişkin uluslararası standartlarla bağdaşmaz hale getirdiği kanaatine varmıştır. 

Anayasa Mahkemesi tarafından yapılacak inceleme, Türkiye’nin uluslararası insan hakları hukuku ilkelerine ve demokratik değerlere bağlılığını yeniden tesis etmesi için kritik bir fırsat sunmaktadır. Anayasa Mahkemesi’ni 217/A maddesinin uluslararası insan hakları sözleşmeleriyle uyumsuzluğunu kabul etmeye, Ekim 2022’de mevzuata eklenen bu ve diğer kısıtlayıcı değişiklikleri iptal etmeye çağırıyoruz

Türkiye’de ifade hürriyetini ve medya özgürlüğünü savunanlarla dayanışma içinde, Anayasa Mahkemesi’nde “halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma” suçunu düzenleyen hükmün iptaline ilişkin bugün (8 Kasım) yapılacak incelemeyi yakından takip edeceğiz.

 

Ekim 2022’de yapılan yasa değişikliklerinin arka planı

Türkiye Büyük Millet Meclisi; Ekim 2022’de Türk Ceza Kanunu, İnternet Kanunu ve Basın Kanunu da dâhil olmak üzere çeşitli kanunlarda bir dizi değişiklik yaptı. Bu yeni “sansür” veya “dezenformasyon yasası”, “gerçeğe aykırı bilgi yaymayı” suç olarak düzenlerken, sosyal medya mecralarına ve internet servis sağlayıcılarına da ağır yükümlülükler getirdi.

 

Ekim 2022 değişikliklerinden önce Türkiye’deki mevzuat halihazırda dijital mecralar için ağır kısıtlamalar öngörüyor ve önemli ceza tehditleri altında içerik kaldırma emirlerine hızlı bir şekilde uyulmasını zorunlu kılıyordu. Bu değişikliklerin yürürlüğe girmesinden bu yana, sosyal medya mecraları (SMM’ler), iktidarın emirlerine uymadıkları takdirde reklam yasakları, küresel gelirlerinin yüzde 3’üne kadar çıkabilecek ağır para cezaları ve bant genişliklerinde önemli düşüşler veya “daraltma” riskiyle karşı karşıya bulunmaktadır. Mevcut düzenlemeye göre içerik kaldırılması ya da kullanıcı bilgilerine ilişkin tek bir talebe dahi uyulmaması, bant genişliklerinin yüzde 90’a varan oranda daraltılmasına ve altı aya kadar reklam yasağı almalarına neden olabilmektedir.

 

Ekim 2022 değişiklikleri hakkında daha fazla bilgi için aşağıdaki kaynakları ziyaret edebilirsiniz:

https://www.article19.org/resources/turkey-dangerous-dystopian-new-legal-amendments
https://freeturkeyjournalists.ipi.media/wp-content/uploads/2023/05/turkey-throttling-the-media-in-crucial-election-year-turkish.pdf

İMZALAYANLAR

  • ARTICLE 19 Europe
  • Avrupa Basın ve Medya Özgürlüğü Merkezi (ECPMF)
  • Avrupa Gazeteciler Federasyonu (EFJ)
  • Osservatorio Balcani Caucaso Transeuropa (OBCT)
  • Uluslararası Basın Enstitüsü (IPI)

This statement was coordinated by the Media Freedom Rapid Response (MFRR), a Europe-wide mechanism which tracks, monitors and responds to violations of press and media freedom in EU Member States and candidate countries. 

MFRR 3 consortium logos
Tolga Şardan Library

Turkey: International groups condemn arrest of journalist Tolga Şardan

Turkey: International groups condemn arrest of journalist Tolga Şardan

The undersigned media freedom, freedom of expression, human rights and journalists’ organizsations strongly condemn the arrest of seasoned journalist Tolga Şardan in Ankara.

 

Turkish translation available here

On the occasion of the International Day to End Impunity for Crimes Against Journalists (IDEI), the undersigned groups demand that instead of punishing journalists for informing the public, Turkey’s judiciary should hold accountable those violating press freedom in the country.

On November 1, Tolga Şardan, a journalist for the independent T24 news website, was detained in connection with his October 31, T24 article titled “What is in the ‘judicial report’ submitted by the National Intelligence Agency (MİT) to the Presidency?” which discusses a report on corruption in the justice system allegedly commissioned from Turkey’s National Intelligence Agency (MİT) by the President’s office. The Center for Combating Disinformation under the Presidency’s Communications Directorate refuted the existence of the MİT report on November 1 in a post on the X platform. Şardan’s article was blocked on November 2.

Şardan’s news article was the latest in a series of investigative reports of hard-hitting allegations of corruption in Turkey’s justice system which fall squarely within the frame of legitimate public concern. All of these reports were blocked online by court orders.

The Istanbul Chief Public Prosecutor’s Office issued a statement stating that Şardan was under investigation on the charge of “publicly disseminating misleading information” under Article 217/A of Law No. 5237. This article is regulated under the so-called “disinformation law” introduced in October 2022 and those convicted face a prison sentence of up to three years for the offense.

After being detained, Şardan was brought to the Ankara courthouse where he testified before a prosecutor. “My article constitutes journalistic work carried out with the sole purpose of informing the public”, said Şardan, denying the allegations and demanded his immediate release. Şardan’s legal counsel added that the prosecutor should have started an investigation into the allegations raised in Şardan’s article instead of arresting his client.

Following his statement, the prosecutor transferred Şardan to the court on duty, with a request for his arrest. The court arrested Şardan and transferred the journalist to a prison in Ankara’s Sincan district. As the basis for its arrest decision, the court incorrectly cited Şardan’s alleged offense as one falling under the category of so-called “catalogue crimes” provided in Article 100/3 of the Turkish Criminal Procedure Code, which includes a list of offenses that call for immediate arrest of the suspect. However, Article 217/A of Law No. 5237 does not fall under the scope of this article.

Since its passing, the Disinformation Law has been used at least 12 times to target journalists for their news reporting. On the day of the passing of the law, Hakan Çavuşoğlu, the governing party’s representative and former head of the Parliament’s Human Rights Investigative Committee told a visiting international press freedom delegation to Turkey that  the law would not be used against journalists but had been passed only to deter people from sharing false information in times of upheaval and during emergency situations such as acute disasters. Earlier this year, journalist Sinan Aygül became the first journalist to be convicted under the Disinformation Law. Şardan’s arrest marks the 13th alert on Mapping Media Freedom concerning Disinformation Law cases reported in Turkey over the past year.

We therefore call on the Turkish authorities to immediately release Tolga Şardan from pretrial detention, and drop all charges against him. Authorities must end the systematic judicial harassment against him and other journalists, including the right to freedom of expression and media freedom in the country. We reiterate our solidarity with  all the  journalists arbitrarily detained in Turkey. Journalism is not a crime and every minute a journalist spends behind bars for their legitimate reporting and journalistic work is a violation of freedom of expression and media freedom. This must stop.

Signed by:

  • Article 19
  • Amnesty International
  • Association of Journalists (GC)
  • Coalition For Women In Journalism (CFWIJ)
  • Committee to Protect Journalists (CPJ)
  • European Centre for Press and Media Freedom (ECPMF)
  • European Federation of Journalists (EFJ)
  • Foreign Media Association (FMA)
  • Freedom House
  • Human Rights Watch
  • International Press Institute (IPI)
  • KulturForum TürkeiDeutschland
  • Media and Law Studies Association (MLSA)
  • Osservatorio Balcani Caucaso Transeuropa (OBC Transeuropa)
  • PEN Norway
  • Platform for Independent Journalism (P24)
  • Progressive Journalists Association (ÇGD)
  • South East Europe Media Organisation (SEEMO)

Türkiye: Uluslararası kuruluşlar gazeteci Tolga Şardan’ın tutuklanmasını kınadı

 

Yetkilileri Tolga Şardan’ı derhal serbest bırakmaya çağırıyoruz

Aşağıda imzası bulunan basın özgürlüğü, ifade hürriyeti, insan hakları ve gazeteci örgütleri, deneyimli gazeteci Tolga Şardan’ın Ankara’da tutuklanmasını şiddetle kınamaktadır. 2 Kasım Uluslararası Gazetecilere Karşı İşlenen Suçlarda Cezasızlıkla Mücadele Günü vesilesiyle aşağıda imzası bulunan gruplar, Türkiye’de yargının, kamuoyunu bilgilendirdikleri için gazetecileri cezalandırmak yerine, ülkede basın özgürlüğünü ihlal edenlerden hesap sormasını talep etmektedir.

Bağımsız T24 haber sitesi muhabiri Tolga Şardan, 31 Ekim tarihli “MİT’in Cumhurbaşkanlığı’na sunduğu ‘yargı raporunda ne var?başlıklı yazısında, Cumhurbaşkanlığı tarafından MİT’e hazırlatıldığı iddia edilen yargıdaki yolsuzluklara ilişkin raporu ele aldığı gerekçesiyle 1 Kasım’da gözaltına alındı. Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı’na bağlı Dezenformasyonla Mücadele Merkezi ayrıca 1 Kasım tarihinde paylaşım ile MİT raporunun varlığını yalanladı.  2 Kasım’da Şardan’ın yazısına erişim engeli getirildi. 

Şardan’ın haberi, Türkiye’nin adalet sistemindeki yolsuzluk iddialarını içeren ve kamuoyunun meşru kaygıları çerçevesine giren bir dizi araştırma raporunun sonuncusuydu. Bu haberlerin tamamına mahkeme kararıyla erişim engellendi.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yapılan açıklamada, Şardan hakkında 5237 sayılı Kanunun 217/A maddesi uyarınca “kamuoyunu yanıltıcı bilgi yaymak” suçundan soruşturma yürütüldüğü belirtildi. Bu madde, Ekim 2022′de yürürlüğe giren ve “dezenformasyon yasası” olarak adlandırılan yasa kapsamında düzenleniyor.  Suçlu bulunanlar üç yıla kadar hapis cezasına çarptırılabiliyor.

 

Gözaltına alındıktan sonra Ankara Adliyesi’ne getirilen Şardan, burada savcıya ifade verdi. “Altını çizerek söylüyorum sadece halkı bilgilendirmek çerçevesinde gazetecilik yaptım” diyen Şardan suçlamaları reddetti ve derhal serbest bırakılmayı talep etti. Şardan’ın avukatı, savcının müvekkilini tutuklamak yerine Şardan’ın yazısında yer alan iddialarla ilgili soruşturma başlatması gerektiğini de sözlerine ekledi.

İfadesinin ardından savcı, Şardan’ı tutuklanması talebiyle nöbetçi mahkemeye sevk etti. Mahkeme Şardan’ı tutukladı ve gazeteciyi Ankara, Sincan Cezaevi’ne nakletti. Mahkeme, tutuklama kararına dayanak olarak, Şardan’ın işlediği iddia edilen suçun, şüphelinin derhal tutuklanmasını gerektiren suçların bir listesini içeren Türk Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 100/3 maddesinde belirtilen “katalog suçlar” kategorisine girdiğini yanlış bir şekilde gösterdi. Ancak 5237 sayılı Kanun’un 217/A maddesi bu madde kapsamına girmemektedir.

Dezenformasyon Yasası, kabul edildiği günden bu yana en az 12 kez gazetecileri yaptıkları haberler nedeniyle hedef almak için kullanıldı. Yasanın kabul edildiği gün, iktidar partisi temsilcisi ve TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu eski başkanı Hakan Çavuşoğlu, Türkiye’yi ziyaret eden uluslararası basın özgürlüğü heyetine, yasanın gazetecilere karşı kullanılmayacağını, sadece kargaşa dönemlerinde ve akut afetler gibi acil durumlarda insanları yanlış bilgi paylaşmaktan caydırmak için çıkarıldığını söyledi. Bu yılın başlarında gazeteci Sinan Aygül, Dezenformasyon Yasası kapsamında mahkum edilen ilk gazeteci oldu. Şardan’ın tutuklanması, geçtiğimiz yıl Türkiye’de tespit edilen Dezenformasyon Yasası vakalarına ilişkin 13. Medya Özgürlüğü Haritalama veritabanı uyarısı oldu.

Bu nedenle Türkiye makamlarına Tolga Şardan’ı derhal tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakmaları ve hakkındaki tüm suçlamaları düşürmeleri çağrısında bulunuyoruz. Yetkililer, ülkedeki ifade hürriyeti ve medya özgürlüğü hakkı da dahil olmak üzere, Şardan’a ve diğer gazetecilere yönelik sistematik hukuki tacize son vermelidir. Türkiye’de keyfi olarak gözaltına alınan tüm gazetecilerle dayanışma içinde olduğumuzu yineliyoruz. Gazetecilik suç değildir ve bir gazetecinin meşru habercilik ve gazetecilik faaliyetleri nedeniyle parmaklıklar ardında geçirdiği her dakika ifade ve basın özgürlüğünün ihlalidir. Buna bir son verilmelidir.

İmzalayanlar:

  • Article 19
  • Avrupa Basın ve Medya Özgürlüğü Merkezi (ECPMF)
  • Avrupa Gazeteciler Federasyonu (EFJ)
  • Çağdaş Gazeteciler Derneği (ÇGD)
  • Gazeteciler Cemiyeti (GC)
  • Gazetecilikte Kadın Koalisyonu (CFWIJ)
  • Gazetecileri Koruma Komitesi (CPJ)
  • Güney Doğu Avrupa Medya Örgütü (SEEMO)
  • İnsan Hakları İzleme Örgütü
  • Medya ve Hukuk Çalışmaları Derneği (MLSA)
  • Norveç PEN
  • Osservatorio Balcani Caucaso Transeuropa (OBC Transeuropa)
  • Punto24 Bağımsız Gazetecilik Derneği (P24)
  • Türk Alman Kültür Forumu
  • Yabancı Medya Derneği (FMA)
  • Özgürlük Evi (Freedom House)
  • Uluslararası Af Örgütü
  • Uluslararası Basın Enstitüsü (IPI)

This statement was coordinated by IPI as part of its #FreeTurkeyJournalists campaign and members of the Media Freedom Rapid Response (MFRR) consortium, a Europe-wide mechanism which tracks, monitors and responds to violations of press and media freedom in EU Member States and candidate countries.

MFRR 3 consortium logos
Alican Uludag Library

Turkey: International groups alarmed by the targeting of journalist…

Turkey: International groups alarmed by the targeting of journalist Alican Uludağ

The undersigned media freedom, freedom of expression and human rights organizations denounce the inflammatory rhetoric directed at Deutsche Welle (DW) Turkish service reporter Alican Uludağ by Nationalist Movement Party (MHP) officials and call on the Turkish authorities to ensure journalists’ safety. Journalists must be able to freely publish information they obtain on matters of public concern, without any risk of violence.

On October 10, DW Turkish service reporter Alican Uludağ published a news report revealing developments about the controversial case of Sinan Ateş, former leader of the Grey Wolves, the paramilitary wing of MHP, who was assassinated in the center of Ankara in December, 2022. Uludağ reported allegations that İzzet Ulvi Yönter, deputy leader of MHP had tried to bribe one of the prosecutors with a position on the Supreme court if suspects affiliated with the MHP were released.

 

Following Uludağ’s report, Yönter shared a post on his X account, targeting Uludağ by writing “If you do not prove these disgusting claims, you are a vile and shameful slanderer. We will settle the score in the judiciary.”

 

Semih Yalçın, another MHP deputy leader also posted “Those who attempt to slander our deputy leader İzzet Ulvi Yönter will be held accountable to the relevant authorities. We will not remain silent while people such as Alican Uludağ, who lack honor and dignity, try to cast a shadow of doubt on our party and companions. Let this go on the record.”

 

Following the MHP posts there was a pile on of harassment and threats of violence on social media targeting Uludağ. In response, Uludağ wrote that he is not afraid of the threats he received. He said he will continue to shed light on Ateş’s murder.

 

Earlier in January 2023, Voice of America (VoA) Turkish service reporter Yıldız Yazıcıoğlu was also targeted by MHP officials. The events unfolded after her attempt to ask MHP leader Devlet Bahçeli about the assassination of Sinan Ateş, to which Bahçeli responded by telling the journalist to “mind her business”, after which Yazıcıoğlu was pushed out of the way by an MHP MP. Following this, she was targeted on social media by one of MHP deputy leaders, İsmail Özdemir, who accused her of being an “agent provocateur”.

 

We reiterate our call on the government to guarantee that journalists are able to do their work free of intimidation and harassment. Politicians, in particular, have a responsibility to avoid online harassment of critical journalists which, unchecked, can quickly lead to violence.  Authorities must take all measures to ensure the safety of journalists.

Signed by:

  • International Press Institute
  • European Centre for Press and Media Freedom (ECPMF)
  • Media and Law Studies Association (MLSA)
  • Platform for Independent Journalism (P24)
  • OBC Transeuropa (OBCT)
  • Committee to Protect Journalists (CPJ)

This statement was coordinated by IPI as part of its #FreeTurkeyJournalists campaign and members of the Media Freedom Rapid Response (MFRR) consortium, a Europe-wide mechanism which tracks, monitors and responds to violations of press and media freedom in EU Member States and candidate countries.

MFRR 3 consortium logos
MFRR press freedom mission Turkey Library

Turkey: Annual international press freedom mission to Ankara, Diyarbakır…

Turkey: Annual international press freedom mission to Ankara, Diyarbakır and Istanbul

Between 2 and 5 October 2023, five international media freedom organisations will conduct an annual joint press freedom mission to Ankara, Diyarbakır and Istanbul. The mission will focus on the state of media freedom, the challenges experienced by journalists, media workers and the media landscape in general in the aftermath of devastating earthquakes, and the parliamentary and presidential elections this year.

The mission will start with a series of meetings with representatives of different political parties, the media regulator RTÜK, the Constitutional Court, journalism and media associations, and international mission representatives. As part of the mission, the delegation will also monitor the first hearing of Tele1 TV director Merdan Yanardağ in Istanbul who has been in prison since 27 June. On the last day of the mission, simultaneous press conferences will be held in Istanbul and Diyarbakır.

 

The mission will be led by the International Press Institute (IPI) as part of its #FreeTurkeyJournalists campaign and the Media Freedom Rapid Response (MFRR), and will be joined by the European Centre for Press and Media Freedom (ECPMF), Osservatorio Balcani e Caucaso Transeuropa (OBCT), as well as the Reporters Without Borders (RSF) and the Committee to Protect Journalists (CPJ).


During the visit, the delegation will meet with leading media professionals, political officials, state representatives, international diplomatic missions, and other relevant stakeholders in the country. As part of the annual press freedom mission, the delegation confirms the long-standing commitment of the participating organisations to improving press freedom in the country. The delegation will examine the problems experienced by journalists and media workers in the aftermath of the devastating earthquakes in February 2023, as well as during the election period in the spring, threats to the safety of journalists and media pluralism, and legal safeguards.


On 5 October, the delegation will hold simultaneous press conferences in Diyarbakır and Istanbul to present initial observations and recommendations. A detailed mission report will be published by the end of the year.

This mission was coordinated as part of IPI’s #FreeTurkeyJournalists campaign and in cooperation with Media Freedom Rapid Response (MFRR) partners. The MFRR is a Europe-wide mechanism which tracks, monitors, and responds to violations of press and media freedom in EU Member States and candidate countries.

MFRR 3 consortium logos
Barış Pehlivan Library

Turkey: International groups condemn fifth imprisonment order against journalist…

Turkey: International groups condemn fifth imprisonment order against journalist Barış Pehlivan

The undersigned media freedom, freedom of expression, human rights, and journalists’ organisations strongly condemn the latest incident of judicial harassment against journalist Barış Pehlivan and reiterate calls to the Turkish authorities to respect media freedom.

 

Turkish translation available here.

On August 2, journalist Barış Pehlivan was informed via an SMS from the Ministry of Justice that he was expected to turn himself over to the Marmara Low Security Correctional Institution (formerly Silivri) between August 1-15, 2023. Pehlivan has already been incarcerated four times due to his journalism, two of those being one day behind bars in February and May 2023 for the same sentence. This order would mark his fifth time behind bars

 

We are concerned by the repeated judicial harassment of Pehlivan, who is exercising his fundamental right to free speech as a journalist in Turkey. 

 

Due to his coverage of the funeral of an MIT (Turkish National Intelligence Organization) officer in Libya, Pehlivan was arrested on March 6, 2020 and taken to court, alongside journalists Aydın Keser, Barış Terkoğlu, Eren Ekinci, Hülya Kılınç, Ferhat Çelik and Murat Ağırel, and was sentenced to 3 years and 9 months in prison on charges of exposing classified intelligence documents.

 

On May 12, 2020, Turkish authorities postponed the sentences of thousands of inmates due to Covid-19, but a last-minute clause excluded primarily the charges that journalists face, keeping all journalists, including Pehlivan, in prison. 

 

After spending 6 months behind bars, journalist Barış Pehlivan was released on September 9, 2020 on parole on the condition that he not be subject to another court case. After his release, Pehlivan commented on the court’s decision by saying: “There is no crime in this case. This case aims to punish our journalism.”

 

On July 15 this year, the Turkish Parliament enacted a measure drafted by the governing coalition regulating parole and probation rules. According to this regulation, Pehlivan also gains the right to benefit from parole, his lawyer reports. When Pehlivan’s lawyer filed a request for information on the decision that Pehlivan submits himself to the correctional institution, the response indicated that the prison administration had disregarded the relevant clauses of the legislation from July 2023.

 

Shortly after he co-authored a book titled “SS” (referring to the initials of former Minister of Interior Süleyman Soylu) in April 2023, Pehlivan was targeted by then-advisor of the Minister of Interior on the grounds of having ties to organised crime, and another one of his articles became the subject of an insult case. While the trial process has not begun for the latest court case that was opened in April 2023, it has been seen as an attempt to end Pehlivan’s parole. 

 

In mid-July, 15 journalists were released from prison, while as of August 7, 20 journalists still remain behind bars in Turkey. In the past year 232 alerts regarding Turkey were reported on the Mapping Media Freedom database, impacting 329 journalists, media workers or outlets, which shows the dire conditions independent journalism operate under in the country. All together, these alerts make up a quarter of all the reported alerts in Europe. 

 

Acts of judicial harassment targeting journalists hinder media freedom and people’s right to access information.

 

We call upon the Turkish authorities to reverse the decision to reimprison Pehlivan and end the systematic judicial harassment against him and other journalists.

 

We reiterate our solidarity with the imprisoned journalists. Journalism is not a crime and every minute a journalist spends behind bars is a violation of freedom of expression and media freedom.

Signed by:

  • ARTICLE 19 Europe
  • Articolo 21
  • Association of Journalists (GC)
  • Coalition For Women In Journalism (CFWIJ)
  • Committee to Protect Journalists (CPJ)
  • Danish PEN
  • European Centre for Press and Media Freedom (ECPMF)
  • European Federation of Journalists (EFJ)
  • Freedom of Expression Association (İFÖD)
  • Freedom House
  • International Press Institute (IPI)
  • Media and Law Studies Association (MLSA)
  • Media Research Association (MEDAR)
  • OBC Transeuropa (OBCT)
  • PEN America
  • PEN International
  • Reporters Without Borders (RSF)
  • Roma Memory Studies Association (Romani Godi)
  • South East Europe Media Organisation (SEEMO

This statement was coordinated by the Media Freedom Rapid Response (MFRR), a Europe-wide mechanism which tracks, monitors and responds to violations of press and media freedom in EU Member States and candidate countries.

MFRR 3 consortium logos

Türkiye: Uluslararası kuruluşlar gazeteci Barış Pehlivan’ın beşinci defa parmaklıklar ardına girecek olmasını kınadı

 

Aşağıda imzası bulunan medya özgürlüğü, ifade hürriyeti, insan hakları ve gazetecilik örgütleri; gazeteci Barış Pehlivan’a yönelik son yargı tacizini şiddetle kınamakta ve Türkiye yetkililerine medya özgürlüğüne saygı gösterme yönündeki çağrılarını yinelemektedir.

 

Gazeteci Barış Pehlivan’a 2 Ağustos’ta Adalet Bakanlığı tarafından gönderilen SMS ile 1-15 Ağustos 2023 tarihleri arasında Marmara Açık Ceza İnfaz Kurumu’na (eski adıyla Silivri) teslim olması gerektiği bildirildi. Gazeteciliği nedeniyle ikisi 2023 yılının Şubat ve Mayıs aylarında aynı cezadan birer gün olmak üzere şimdiye kadar dört kez cezaevine giren Pehlivan, hakkındaki son kararın bozulmaması halinde beşinci kez hapse girmiş olacak.

 

Bir gazeteci olarak temel ifade hürriyeti hakkını kullanan Pehlivan’a yönelik tekrar eden yargı tacizinden endişe duymaktayız.

 

Pehlivan, Libya’da yaşamını yitiren bir Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) görevlisinin cenaze törenini haberleştirdiği için 6 Mart 2020 tarihinde gazeteciler Aydın Keser, Barış Terkoğlu, Eren Ekinci, Hülya Kılınç, Ferhat Çelik ve Murat Ağırel ile birlikte tutuklanarak mahkemeye çıkarılmış ve gizli istihbarat belgelerini ifşa etmekten 3 yıl 9 ay hapis cezasına çarptırılmıştı.

 

12 Mayıs 2020’de Türkiye yetkilileri Covid-19 salgını nedeniyle binlerce mahkûmun cezasını erteleme kararı almış, ancak son dakikada eklenen bir madde ile özellikle gazetecilerin karşı karşıya kaldığı suçlamalar bu ertelemenin kapsamının dışında bırakılmıştı. Bunun sonucunda Pehlivan da dahil olmak üzere tüm tutuklu gazeteciler cezaevinde kaldı.

 

Gazeteci Barış Pehlivan, parmaklıklar ardında altı ay geçirdikten sonra, başka bir davaya konu olmamak kaydıyla, 9 Eylül 2020 tarihinde denetimli serbestliğe ayrıldıi. Pehlivan tahliyesinin ardından mahkemenin kararını şu sözlerle yorumladı: “Bu davada suç yok. Bu davada bizim gazetecilik hayatımızı cezalandırma amacı var.”

 

15 Temmuz 2023’te iktidar koalisyonu tarafından hazırlanan şartlı tahliye ve denetimli serbestlik kurallarını düzenleyen bir tasarı mecliste kabul edildi. Barış Pehlivan’ın avukatı, bu düzenlemeye göre Pehlivan’ın da denetimli serbestlikten yararlanma hakkı kazandığını bildirdi. Ancak avukatı Pehlivan’ın cezaevine teslim olması kararına ilişkin bilgi talebinde bulunduğunda, cezaevi yönetiminin Temmuz 2023 tarihli düzenlemenin ilgili maddelerini göz ardı ettiği anlaşıldı.

 

Pehlivan, Nisan 2023’te “SS” başlıklı (eski İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun adının baş harflerine atıfla) bir kitap yazdıktan kısa süre sonra, dönemin İçişleri Bakanı danışmanı tarafından organize suçlarla bağlantısı olduğu gerekçesiyle hedef gösterilmiş, bir başka yazısı da hakaret davasına konu olmuştu. Nisan 2023’te açılan yeni davanın yargılama süreci henüz başlamamış olsa da, bu dava Pehlivan’ın denetimli serbestliğini sona erdirmeye yönelik bir girişim olarak yorumlandı.

 

12 Temmuz’da tutuklu yargılanan 15 gazeteci tahliye edildi, ancak 7 Ağustos itibariyle Türkiye’de halen 20 gazeteci cezaevinde bulunuyor. Son 12 ay boyunca Mapping Media Freedom veri tabanında Türkiye ile ilgili 232 vaka rapor edildi. Bu vakalar 329 gazeteci, medya çalışanı ve kuruluşunu ilgilendiriyordu. Bu da ülkede bağımsız gazeteciliğin içinde bulunduğu zorlu koşulları göstermektedir. Türkiye kaynaklı bu vakaların tamamı Avrupa’dan bildirilen tüm vakaların dörtte birini oluşturuyor.

 

Gazetecileri hedef alan yargı tacizi uygulamaları, medya özgürlüğünü ve halkın bilgiye erişim hakkını engellemektedir.

 

Türkiye yetkililerine; Barış Pehlivan’ın denetimli serbestlik şartlarını oluşturmadığı gerekçesiyle 15 Ağustos’ta yeniden cezaevine girmesi yönündeki karardan vazgeçilmesi ve Pehlivan ile diğer gazetecilere yönelik sistematik yargı tacizine son verilmesi yönünde çağrıda bulunuyoruz.

 

Tutuklu gazetecilerle dayanışma içinde olduğumuzu bir kez daha yineliyoruz. Gazetecilik suç değildir. Gazetecilerin parmaklıklar ardında geçirdiği her dakika ifade ve basın özgürlüğü ihlalidir.

İMZALAYANLAR:

  • ARTICLE 19 Europe
  • Articolo 21
  • Avrupa Basın ve Medya Özgürlüğü Merkezi (ECPMF)
  • Avrupa Gazeteciler Federasyonu (EFJ)
  • Danimarka PEN
  • Freedom House
  • Gazeteciler Cemiyeti 
  • Gazetecileri Koruma Komitesi (CPJ)
  • Gazetecilikte Kadın Koalisyonu (CFWIJ)
  • Güney Doğu Avrupa Medya Örgütü (SEEMO)
  • İfade Özgürlüğü Derneği (İFÖD)
  • Medya Araştırmaları Derneği (MEDAR)
  • Medya ve Hukuk Çalışmaları Derneği (MLSA)
  • OBC Transeuropa (OBCT)
  • PEN Amerika
  • Roman Hafıza Çalışmaları Derneği (Romani Godi)
  • Sınır Tanımayan Gazeteciler (RSF)
  • Uluslararası Basın Enstitüsü (IPI)
  • Uluslararası PEN
Turkish journalists Library

Turkey: International groups condemn detention of journalists in Ankara,…

Turkey: National and International groups condemn detention of journalists in Ankara, Diyarbakır, İstanbul and İzmir

The undersigned media freedom, freedom of expression and human rights organizations strongly condemn the detention of T24 editor Sibel Yükler, Mezopotamya Agency (MA) reporters Delal Akyüz and Fırat Can Arslan, bianet editor Evrim Kepenek and freelance journalist Evrim Deniz in Turkey on July 25.

 

Turkish translation available here.

While four of these journalists were conditionally released, Arslan was arrested later the same day. We demand his immediate release.

 

The five journalists were detained the day after July 24, which is marked in Turkey as “Day of Struggle for Press Freedom”, during several house raids.

 

Local media outlets reported that the journalists were detained over their social media posts concerning the reassignment of a prosecutor and a judge, to whom the former is married, by the Council of Judges and Prosecutors (HSK), involved in the recent court case of 18 journalists in Diyarbakır. The journalists are reportedly being accused of “disclosing, publishing and targeting a public official on anti-terror duties” (Anti-Terror Law Art. 6/1).

 

T24 editor Yükler was detained during a raid on her home in Ankara in the early morning hours and taken to the Ankara police department. Yükler was released later in the day under judicial control including an international travel ban.

 

MA reporter Arslan was also detained during a morning raid on his home in Ankara. Police reportedly seized Arslan’s phone and computer during the raid. Arslan was arrested later that day on the charge of “identifying officials on anti-terror duties as targets”.

 

MA reporter Akyüz was detained in his home in İzmir early in the morning and taken to a police department in the city’s Çankaya district. Akyüz was released later that day and placed under judicial control including an international travel ban.

 

Bianet editor Kepenek was detained in the afternoon hours of the same day in her Istanbul home. The police seized Kepenek’s digital equipment and cuffed the journalist with plastic handcuffs before taking her to a police department in Taksim, central Istanbul. The police stated that Kepenek was taken into custody as part of an investigation conducted by the Diyarbakır Chief Public Prosecutor’s Office on the grounds of “disclosing, publishing and targeting a public official on anti-terror duties”. After one day in detention, Kepenek was brought to the Istanbul Courthouse in metal handcuffs on the morning of July 26. Kepenek was released under judicial control including an international travel ban.

 

Freelance journalist Deniz was detained when she went to a local police department in Diyarbakır to give her statement upon the request of the local police. She was released later that day and placed under judicial control including an international travel ban.

 

Article 6 (1) of the Anti-Terror Law under which the journalists are investigated, is being misused in order to punish journalists for sharing information of public interest that is publicly available. The Council of Europe Committee of Ministers have previously expressed their reservations about the application of the provision, for failure to recognise the defense of truth and public interest.

 

The fact that the prosecutor who prepared the indictment against journalists who were arrested en masse turned out to be married to one of the three judges on the panel of judges of the same case and that this prosecutor and judge were later reassigned is public information and is of public interest. Therefore, reporting and dissemination of such information must be regarded as journalistic activity.

 

According to the Journalists’ Union of Turkey (TGS), 20 journalists were in jail as of July 12, 2023.

 

We stand in solidarity with the journalists in detention and call on the Turkish authorities to stop abusing anti-terror laws, and the arbitrary and systematic detention of journalists.

Signed by:

  • Amnesty International Türkiye
  • ARTICLE 19
  • Association for Monitoring Equal Rights
  • Association of Journalists in Ankara
  • Association of Lawyers for Freedom
  • Association of Life Memory Freedom
  • Articolo 21
  • Citizens’ Assembly – Turkey
  • Civil Rights Defenders
  • Coalition For Women In Journalism (CFWIJ)
  • English PEN
  • European Centre for Press and Media Freedom (ECPMF)
  • European Federation of Journalists (EFJ)
  • Freedom of Expression Association (İFÖD)
  • Human Rights Agenda Association
  • International Press Institute (IPI)
  • IPS Communication Foundation / Bianet
  • Kaos GL
  • Lambdaistanbul LGBTI+ Solidarity Association
  • May 17 Association
  • Media and Law Studies Association (MLSA)
  • Media and Migration Association
  • Media Research Association (MEDAR)
  • OBC Transeuropa (OBCT)
  • PEN International
  • Platform for Independent Journalism (P24)
  • Research Institute on Turkey
  • Roma Memory Studies Association (Romani Godi)
  • South East Europe Media Organisation (SEEMO)
  • Truth Justice Memory Center
  • Turkey Human Rights Litigation Support Project (TLSP)
  • University Queer Researches and LGBTI+ Solidarity Association (UniKuir)
  • Women’s Time Association
  • 9th Istanbul Trans Pride Week Committee
  • 31st Istanbul LGBTI+ Pride Week Committee
  • Women for Women’s Human Rights – New Ways
  • FIDH (International Federation for Human Rights), within the framework of the Observatory for the Protection of Human Rights Defenders
  • OMCT (World Organisation Against Torture), within the framework of the Observatory for the Protection of Human Rights Defenders

This statement was coordinated by the Media Freedom Rapid Response (MFRR), a Europe-wide mechanism which tracks, monitors and responds to violations of press and media freedom in EU Member States and candidate countries.  

MFRR 3 consortium logos

Türkiye: Uluslararası ve yerel kuruluşlar Ankara, Diyarbakır, İstanbul ve İzmir’de gazetecilerin gözaltına alınmasını kınadı

 

Yetkilileri gazetecilere yönelik sistematik gözaltıları son vermeye çağırıyoruz

 

Aşağıda imzası bulunan basın özgürlüğü, ifade hürriyeti ve insan hakları örgütleri 25 Temmuz’da T24 editörü Sibel Yükler, Mezopotamya Ajansı (MA) muhabirleri Delal Akyüz ve Fırat Can Arslan, bianet editörü Evrim Kepenek ve serbest gazeteci Evrim Deniz’in gözaltına alınmasını şiddetle kınamaktadır. 

 

Bu gazetecilerden dördü adli kontrol şartıyla serbest bırakılırken, Arslan aynı gün içinde tutuklandı. Arslan’ın derhal serbest bırakılmasını talep ediyoruz.

 

Beş gazeteci, Türkiye’de “Basın Özgürlüğü İçin Mücadele Günü” olarak kutlanan 24 Temmuz’dan bir gün sonra evlerine yapılan baskınlarla gözaltına alındı.

 

Yerel medya, gazetecilerin Diyarbakır’da 18 gazetecinin yargılandığı davanın iddianamesini hazırlayan savcı ile, onunla evli olan bir mahkeme üyesinin Hakimler ve Savcılar Kurulu (HSK) tarafından görev yerlerinin değiştirilmesine ilişkin sosyal medya paylaşımları nedeniyle gözaltına alındıklarını duyurdu. Gazetecilerin “terörle mücadelede görev almış kamu görevlilerinin hüviyetlerini açıklamak, yayınlamak veya bu yolla bu kişileri hedef göstermek” (TMK Md. 6/1.) ile isnad edildikleri bildiriliyor.

 

T24 editörü Yükler, sabah erken saatlerde Ankara’daki evine yapılan baskınla gözaltına alınarak Ankara Emniyet Müdürlüğü’ne götürüldü. Yükler, günün ilerleyen saatlerinde yurt dışına çıkış yasağını da içeren adli kontrol tedbiri uygulanarak serbest bırakıldı.

 

MA muhabiri Arslan da sabah saatlerinde Ankara’daki evine yapılan baskınla gözaltına alındı. Polisin baskın sırasında Arslan’ın telefonuna ve bilgisayarına el koyduğu bildirildi. Arslan günün ilerleyen saatlerinde “terörle mücadelede görev almış kamu görevlilerini hedef göstermek” isnadı üzerine tutuklandı.

 

MA muhabiri Akyüz, sabah erken saatlerde İzmir’deki evinde gözaltına alındı ve Çankaya ilçesindeki İzmir İl Emniyet Müdürlüğü’ne götürüldü. Akyüz, günün ilerleyen saatlerinde yurt dışına çıkış yasağını da içeren adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.

 

Bianet editörü Kepenek aynı gün öğleden sonra İstanbul’daki evinde gözaltına alındı. Polis, Kepenek’in dijital ekipmanlarına el koydu ve gazeteciyi plastik kelepçeyle kelepçeleyerek Taksim’deki bir polis merkezine götürdü. Polis, Kepenek’in Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen bir soruşturma kapsamında “kamu görevlisini hedef göstermek” suçlamasıyla gözaltına alındığını belirtti. 26 Temmuz sabahı İstanbul Adliyesine metal kelepçe takılmış halde getirilen Kepenek, yurt dışına çıkış yasağını da içeren adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.

 

Serbest gazeteci Deniz, Diyarbakır’da ifade vermek üzere gittiği polis merkezinde gözaltına alındı. Günün ilerleyen saatlerinde yurt dışına çıkış yasağını da içeren adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.

 

Soruşturmalara konu olan Terörle Mücadele Kanunu’nun 6(1). maddesi, kamuya açık bulunan ve kamuyu ilgilendiren bilgileri paylaşan gazetecileri cezalandırmak amacıyla kullanılıyor. Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi de daha önce, kamuyu ilgilendiren konularda yapılan doğruluğu kanıtlanmış açıklamaların uygulamada sözü geçen madde kapsamında değerlendirilmesi konusundaki tereddütlerini bildirmişti.

 

Gazetecilerin topluca tutuklanmasını içeren bir dosyada, davanın iddianamesini hazırlayan savcının mahkeme heyetindeki üç hakimden biriyle evli olması ve söz konusu davanın ilk duruşmasının ardından bu savcı ve hakimin görev yerlerinin değiştirilmesi kamuya açık ve kamuyu ilgilendiren bilgilerdir. Bu nedenle, bu bilgilerin paylaşılması gazetecilik faaliyeti olarak kabul edilmelidir.

 

Türkiye Gazeteciler Sendikası’na (TGS) göre, 12 Temmuz 2023 itibarıyla Türkiye’de 20 gazeteci cezaevinde bulunuyor.

 

Gözaltındaki gazetecilerle dayanışma içinde olduğumuzu belirtiyor; Türkiye makamlarına terörle mücadele yasalarını kötüye kullanma ve gazetecileri keyfi ve sistematik olarak gözaltına alma uygulamasına son verme çağrısında bulunuyoruz.

 

ARTICLE 19

Articolo 21Avrupa Basın ve Medya Özgürlüğü Merkezi (ECPMF)

Gazeteciler Federasyonu (EFJ)

Civil Rights Defenders

Eşit Haklar İçin İzleme Derneği

Gazeteciler Cemiyeti (GC)

Gazetecilikte Kadın Koalisyonu (CFWIJ)
Güney Doğu Avrupa Medya Örgütü (SEEMO)

Hakikat Adalet Hafıza Merkezi

IPS İletişim Vakfı / Bianet

İfade Özgürlüğü Derneği (İFÖD)

İngiliz PEN

İnsan Hakları Gündemi Derneği

İşkenceye Karşı Dünya Örgütü (OMCT), İnsan Hakları Savunucularının Korunması için Gözlemevi çerçevesinde

Kadının İnsan Hakları – Yeni Çözümler Derneği

Kadın Zamanı Derneği

Kaos GL

Lambdaistanbul LGBTİ+ Dayanışma Derneği

Medya Araştırmaları Derneği (MEDAR)

Medya ve Hukuk Çalışmaları Derneği (MLSA)

Medya ve Göç Derneği

OBC Transeuropa (OBCT)

Özgürlük için Hukukçular Derneği

Punto24 Bağımsız Gazetecilik Derneği (P24)

Research Institute on Turkey

Roman Hafıza Çalışmaları Derneği (Romani Godi)

Türkiye İnsan Hakları Davalarına Destek Projesi (TLSP)

Uluslararası Af Örgütü Türkiye

Uluslararası Basın Enstitüsü (IPI)

Uluslararası İnsan Hakları Federasyonu (FIDH), İnsan Hakları Savunucularının Korunması için Gözlemevi çerçevesinde

Uluslararası PEN

Üniversiteli Kuir Araştırmaları ve LGBTİ+ Dayanışma Derneği (ÜniKuir)

Yaşam Bellek Özgürlük Derneği

Yurttaşlık Derneği

9. İstanbul Trans Onur Haftası Komitesi

17 Mayıs Derneği

31. İstanbul LGBTİ+ Onur Haftası Komitesi

Uluslararası İnsan Hakları Federasyonu (FIDH), İnsan Hakları Savunucularının Korunması için Gözlemevi çerçevesinde

İşkenceye Karşı Dünya Örgütü (OMCT), İnsan Hakları Savunucularının Korunması için Gözlemevi çerçevesinde

EU Turkey media freedom Library

EU must prioritise media freedom reforms and human rights…

EU must prioritise media freedom reforms and human rights in relations with Turkey

The undersigned organisations call on the incoming Spanish Presidency of the Council of the European Union to place media freedom and human rights front and centre of relations with the newly re-elected Government of Turkey.

Turkish translation available here.

 

The May elections, which saw a parliamentary majority for the AKP and its allies and the re-election of Recep Tayyip Erdoğan as President, took place against a backdrop of a media landscape dominated by pro-government outlets, the smothering of independent voices and the repression of critical journalism.

 

Over the past two decades, Turkey’s government has captured over 90% of the media landscape, including direct control over the country’s public media and indirect control over much of the mainstream media through party-aligned oligarchs. It has abused the power of state advertising to create compliant journalism and weaponized the broadcast regulator, RTÜK, to routinely target broadcasters with financial penalties for critical news reporting.

 

The capture of mainstream media has been backed by a mass crackdown on independent media, including the arrests and prosecutions of thousands of journalists in the years since the failed coup of 2016. As the country went to the polls on May 14, at least 47 journalists were imprisoned in Turkey, including 31 Kurdish journalists arrested since June 2022 alone.

 

Journalists face physical assaults, troll attacks by politicians and their supporters, and smear campaigns from government-aligned media. The police routinely arrest journalists at demonstrations and prevent them from reporting. According to the Mapping Media Freedom database, which documents media freedom violations across EU member states and candidate countries, since July 2022, 173 alerts, almost one in five of the total, have been located in Turkey.

 

More recently, the government has stepped up efforts to block and censor online content through the 2022 amendments to the disinformation law. The law, among other things, provides for up to three years imprisonment for ‘disinformation or fake news’ that threatens national security, public order and public morals. It also requires social media platforms to comply with content blocking requests or face the throttling of their bandwidth by up to 90% and six-month advertising bans.

 

Moreover, the vague definition of ‘disinformation’ empowers an already notoriously compromised judiciary to misuse the law to punish political opponents.

 

Meanwhile, studies have shown that algorithmic bias, already in place, channels over 80% of news searchers on Google to pro-government media forcing independent media to exist in a restricted news bubble.

 

Combined, these tactics create a hostile economic and judicial environment designed to silence independent journalism, denying the public access to a diverse range of news and information and seriously damaging Turkey’s democracy. As a consequence, Turkey’s recent elections were assessed as free, but not fair by the OSCE.

 

Since the elections, numerous journalists have been assaulted and independent broadcasters were issued fines by RTÜK.  The broadcaster HaberTürk has stopped publishing political columns on its website, and parted ways with one of the most well-known TV journalists who had been critically covering the current news. And on June 27, Merdan Yanardağ, Editor in Chief of TELE 1 broadcaster was arrested. The election results do not bode well for media freedom and fundamental rights more broadly in Turkey.

 

As the European Union assesses the results of the elections, we urge European governments and policy makers to ensure that the improvement of media freedoms and fundamental rights are placed at the heart of future relations with Turkey. Failure to do so would be a betrayal both of the Turkish public and of the European Union’s values.

Signed by:

  • International Press Institute (IPI)
  • Articolo 21
  • Association of Journalists in Ankara (GC)
  • Coalition For Women In Journalism (CFWIJ)
  • Committee to Protect Journalists (CPJ)
  • Danish PEN
  • European Centre for Press and Media Freedom (ECPMF)
  • European Federation of Journalists (EFJ)
  • Freedom House
  • International Federation of Journalists (IFJ)
  • Media and Law Studies Association (MLSA)
  • OBC Transeuropa  (OBCT)
  • PEN International 
  • PEN America
  • PEN Canada
  • PEN Norway
  • Platform for Independent Journalism (P24)
  • Reporters Without Borders (RSF)
  • South East Europe Media Organisation (SEEMO)        
  • Turkey Human Rights Litigation Support Project (TLSP)

This statement was coordinated by IPI as part of its #FreeTurkeyJournalists campaign and member of the Media Freedom Rapid Response (MFRR), a Europe-wide mechanism which tracks, monitors and responds to violations of press and media freedom in EU Member States and Candidate Countries.

MFRR 3 consortium logos

Medya özgürlüğü ve gazeteci grupları Avrupa Birliği’ne, Mayıs ayındaki seçimlerin ardından Türkiye ile ilişkilerde medya özgürlüğü reformlarına ve insan haklarına öncelik vermesi çağrısında bulunuyor

 

Aşağıda imzası bulunan kuruluşlar, Avrupa Birliği Konseyi’nin İspanya Dönem Başkanlığını, yeniden seçilen Türkiye Hükümeti ile ilişkilerde medya özgürlüğü ve insan haklarını ön planda ve merkezde tutmaya çağırmaktadır. 

 

Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) ve müttefiklerinin mecliste çoğunluğu elde ettiği ve Recep Tayyip Erdoğan’ın yeniden Cumhurbaşkanı seçildiği Mayıs seçimleri, hükümet yanlısı yayın organlarının hakim olduğu, bağımsız seslerin boğulduğu ve eleştirel haberciliğin baskı altına alındığı bir medya ortamında gerçekleşti.

 

Son yirmi yılda Türkiye hükümeti, ülkenin kamu medyası üzerindeki doğrudan kontrolü ve partiye bağlı yatırımcılar ve iş dünyası aracılığıyla ana akım medyanın çoğu üzerindeki dolaylı kontrolü de dahil olmak üzere medya ortamının %90’ından fazlasını ele geçirmiştir. İtaatkar bir habercilik alanı yaratmak için devlet reklamcılığının gücünü kötüye kullanmış ve eleştirel habercilik nedeniyle yayıncıları düzenli olarak para cezaları ile hedef alarak, yayın düzenleyicisi RTÜK’ü bir silah olarak kullanmıştır. 

 

Ana akım medyanın ele geçirilmesi, 2016’daki başarısız darbeden bu yana binlerce gazetecinin tutuklanması ve yargılanması da dahil olmak üzere bağımsız medyaya yönelik kitlesel bir baskı ile desteklenmiştir. Ülke 14 Mayıs’ta sandık başına giderken, sadece Haziran 2022’den bu yana tutuklanan 31 Kürt gazeteci de dahil olmak üzere Türkiye’de en az 47 gazeteci hapisteydi. 

 

Gazeteciler fiziksel saldırılara, siyasetçilerin ve destekçilerinin troll saldırılarına ve hükümet yanlısı medyanın karalama kampanyalarına maruz kalmaktadır. Polis gösterilerde gazetecileri rutin olarak tutuklamakta ve haber yapmalarını engellemektedir. AB üyesi ve aday ülkelerdeki medya özgürlüğü ihlallerini belgeleyen Mapping Media Freedom veri tabanına göre, Temmuz 2022’den bu yana 173 uyarı, yani toplamın neredeyse beşte biri Türkiye’de tespit edilmiştir. 

 

Son dönemde hükümet, dezenformasyon yasasında 2022 yılında yapılan değişikliklerle çevrimiçi içeriği engelleme ve sansürleme çabalarını artırmıştır. Yasa, diğer hususların yanı sıra, ulusal güvenliği, kamu düzenini ve genel ahlakı tehdit eden ‘dezenformasyon veya yalan haber’ için üç yıla kadar hapis cezası öngörmektedir. Ayrıca sosyal medya mecralarının içerik engelleme taleplerine uymalarını aksi takdirde bant genişliklerinin yüzde 90’a kadar daraltılması ve yanı sıra altı aylık reklam yasaklarıyla karşı karşıya kalmalarını gerektirmektedir. 

 

Dahası, ‘dezenformasyon’ kavramının muğlak tanımı, siyasi muhalifleri cezalandırmak için yasayı kötüye kullanması zaten kötü bir itibara sahip olan yargıyı güçlendirmektedir.

 

Ayrıca var olan araştırmalar, halihazırda mevcut olan algoritmik önyargının, Google’da haber arayanların yüzde 80’inden fazlasını hükümet yanlısı medyaya yönlendirdiğini ve bağımsız medyayı kısıtlı bir haber havuzu içinde var olmaya zorladığını göstermiştir. 

 

Bu koşullar bir araya geldiğinde, bağımsız haberciliği susturmak için tasarlanmış düşmanca bir ekonomik ve adli ortam yaratmakta, halkın çeşitli haber ve bilgilere erişimini engellemekte ve Türkiye’nin demokrasisine ciddi zarar vermektedir. Sonuç olarak, Türkiye’deki son seçimler Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı (AGİT) tarafından özgür ancak adil olmayan seçimler olarak değerlendirilmiştir.

 

Seçimlerden bu yana çok sayıda gazeteci saldırıya uğramış ve bağımsız yayıncılara RTÜK tarafından para cezaları verilmiştir.  HaberTürk internet sitesinde siyasi köşe yazılarını yayınlamayı durdurmuş ve güncel haberleri eleştirel bir şekilde ele alan en tanınmış TV gazetecilerinden biriyle yollarını ayırmıştır. 27 Haziran’da TELE 1 Genel Yayın Yönetmeni Merdan Yanardağ tutuklanmıştır. Seçim sonuçları Türkiye’de medya özgürlüğü ve daha geniş anlamda temel haklar ve hürriyetler açısından iyiye işaret değildir.

 

Avrupa Birliği seçim sonuçlarını değerlendirirken, Avrupalı hükümetleri ve politika yapıcıları, medya özgürlüklerinin ve temel hakların geliştirilmesinin Türkiye ile gelecekteki ilişkilerin merkezinde yer almasını sağlamaya çağırıyoruz. Bunun yapılmaması hem Türkiye halkına hem de Avrupa Birliği’nin değerlerine ihanet olacaktır. 

İmzalayanlar

  • Ankara Gazeteciler Cemiyeti (AGC)
  • Articolo 21
  • Avrupa Basın ve Medya Özgürlüğü Merkezi (ECPMF)
  • Avrupa Gazeteciler Federasyonu (EFJ)
  • Bağımsız Gazetecilik Platformu (P24)
  • Danimarka PEN
  • Freedom House
  • Gazetecileri Koruma Komitesi (CPJ)
  • Gazetecilikte Kadın Koalisyonu (CFWIJ)
  • Güney Doğu Avrupa Medya Organizasyonu (SEEMO)
  • Medya ve Hukuk Çalışmaları Derneği (MLSA)
  • OBC Transeuropa (OBCT)
  • PEN Amerika
  • PEN Kanada
  • PEN Norveç
  • Sınır Tanımayan Gazeteciler (RSF)
  • Türkiye İnsan Hakları Davalarına Destek Projesi (TLSP)
  • Uluslararası Basın Enstitüsü (IPI)
  • Uluslararası Gazeteciler Federasyonu (IFJ)
  • Uluslararası PEN
Library

Turkey: International groups condemn attack against journalist Sinan Aygül

Turkey: International groups condemn attack against journalist Sinan Aygül

Authorities must take all measures to ensure safety of journalists and hold all responsible to account.

Turkish translation is available below.

The undersigned media freedom, freedom of expression and human rights organizations strongly condemn the appalling attack on journalist Sinan Aygül that took place in Tatvan, a city in eastern Turkey, on June 17. Two people were arrested the following day charged with ‘intentional injury with a weapon’.

While we welcome the swift arrests, we call upon the authorities to thoroughly investigate this crime and ensure that all those responsible, including others who may have been behind the attack, are held fully accountable.

On June 17, Aygül, who is also the chairperson of the Bitlis Association of Journalists, wrote on Twitter that security guards employed by the mayor of Tatvan, Mehmet Emin Geylani, physically attacked him in the middle of the street. He said the security personnel arrived in a municipality-owned vehicle and were carrying firearms. As the assailants assaulted Aygül, they issued a death threat, warning him against reporting information about the mayor. Aygül was hospitalized as a result of his injuries. 

Two days before the assault, in a Twitter post, Aygül had raised allegations of irregularities in the public tender for property sales involving the Tatvan Municipality and its mayor, and called for its cancellation.

Aygül has been targeted many times for his critical reporting, subjected to death threats and legal harassment. To date, 137 criminal investigations have been launched against him in connection with his journalism. On January 19, 2023, Aygül was detained on accusations of insulting Vahit Kiler, a member of parliament from the ruling AKP, for reporting on corruption allegations involving Kiler. Aygül was released the next day after an initial interrogation.

In February 2023, he was the first journalist to be sentenced under Turkey’s new “disinformation law” passed by the Turkish parliament last October. The court sentenced him to 10 months in prison, a verdict which Aygül is now appealing to the Supreme Court after his initial appeal was turned down by a regional Court of Appeal.

“We stand in solidarity with Aygül and all other journalists who face threats and attacks for their reporting. The authorities must ensure that journalists are able to do their jobs freely and safely, and that the perpetrators, including others who may have been behind the attack, are brought to justice.”

IPI submitted an alert on the Council of Europe Safety of Journalists Platform on this incident.

Signed by:

  • Amnesty International Turkey
  • Ankara Journalists Society
  • ARTICLE 19
  • Articolo 21
  • Association of European Journalists (AEJ)
  • Coalition For Women In Journalism (CFWIJ)
  • Danish PEN
  • English PEN
  • European Centre for Press and Media Freedom (ECPMF)
  • European Federation of Journalists (EFJ)
  • IFEX
  • International Federation of Journalists (IFJ)
  • International Press Institute (IPI)
  • Journalists Union of Turkey (TGS)
  • Media and Law Studies Association (MLSA)
  • OBC Transeuropa (OBCT)
  • PEN America
  • PEN International 
  • PEN Norway
  • Platform for Independent Journalism (P24)
  • Reporters Without Borders (RSF)
  • SafeJournalists Network
  • South East Europe Media Organisation (SEEMO)
  • Swedish PEN
  • Turkey Human Rights Litigation Support Project (TLSP)
  • Turkish Press, Broadcasting and Printer Worker’s Union (DİSK-Basın İş)
MFRR 3 consortium logos

Türkiye: Uluslararası kuruluşlar gazeteci Sinan Aygül’ü hedef alan saldırıyı kınıyor

Yetkililer gazetecilerin güvenliğini sağlamak için tüm önlemleri almalı ve tüm sorumlulardan hesap sormalıdır.

Aşağıda imzası bulunan basın özgürlüğü, ifade hürriyeti ve insan hakları kuruluşları, 17 Haziran 2023 tarihinde Bitlis’in Tatvan ilçesinde gazeteci Sinan Aygül’ü hedef alan korkunç saldırıyı şiddetle kınamaktadır. Saldırıdan sonraki gün iki kişi ‘silahla kasten yaralama’ suçlamasıyla tutuklanmıştır.

Saldırının ardından hızla gerçekleştirilen tutuklamaları memnuniyetle karşılıyor, bununla birlikte yetkilileri kapsamlı bir soruşturma yürütmeye ve saldırının arkasında olabilecekler de dahil olmak üzere tüm sorumluların hesap vermesini sağlamaya çağırıyoruz.

Bitlis Gazeteciler Cemiyeti Başkanı olan Aygül, 17 Haziran’da Twitter‘da Tatvan Belediye Başkanı Mehmet Emin Geylani’nin korumalarının sokak ortasında kendisine fiziksel saldırıda bulunduğunu duyurdu. Aygül ayrıca korumaların belediyeye ait bir araçla geldiğini ve ateşli silahlar taşıdığını paylaştı. Saldırganlar saldırı esnasında Aygül’e ölüm tehdidinde bulunarak belediye başkanı hakkında haber yapmaması konusunda uyardı. Gazeteci Aygül aldığı yaralar sonucunda hastaneye kaldırıldı. 

Aygül, saldırıdan iki gün önce Twitter hesabından yaptığı paylaşımda, Tatvan Belediyesi ve belediye başkanının da dahil olduğu mülk satış ihalesinde usulsüzlük yapıldığı iddialarını gündeme getirmiş ve ihalenin iptal edilmesi çağrısında bulunmuştu.

Aygül, eleştirel haberciliği nedeniyle birçok kez hedef gösterildi, ölüm tehditlerine ve hukuk yoluyla tacize maruz bırakıldı. Bugüne kadar gazeteciliği ile bağlantılı olarak hakkında 137 ayrı ceza soruşturması başlatıldı. 19 Ocak 2023’te Aygül, AKP milletvekili Vahit Kiler’in adının karıştığı yolsuzluk iddialarını haberleştirdiği için Kiler’e hakaret suçlamasıyla gözaltına alınıp ilk sorgusunun ardından ertesi gün serbest bırakıldı.

Şubat 2023’te ise geçtiğimiz Ekim ayında TBMM tarafından kabul edilen Türkiye’nin yeni “dezenformasyon yasası” kapsamında ceza alan ilk gazeteci olmuştu. Mahkeme tarafından 10 ay hapis cezasına çarptırılan Aygül, ilk temyiz başvurusunun bölge istinaf mahkemesi tarafından reddedilmesinin ardından Yargıtay’a başvurdu.

Aygül ve gazetecilik faaliyetleri nedeniyle tehdit ve saldırılara maruz kalan diğer tüm gazetecilerle dayanışma içindeyiz. Yetkililer, gazetecilerin işlerini özgürce ve güvenli bir şekilde yapabilmelerini ve saldırının arkasında olabilecek kişiler de dahil olmak üzere tüm faillerin adalet önüne çıkarılmalarını sağlamalıdır.

IPI, Avrupa Konseyi Gazetecilerin Güvenliği Platformu’na bu olayla ilgili bir uyarı gönderdi.

İMZALAYANLAR:

 

  • Ankara Gazeteciler Cemiyeti
  • ARTICLE 19
  • Articolo 21
  • Avrupa Basın ve Medya Özgürlüğü Merkezi (ECPMF)
  • Avrupa Gazeteciler Birliği (AEJ)
  • Avrupa Gazeteciler Federasyonu (EFJ)
  • Bağımsız Gazetecilik Platformu (P24)
  • Danimarka PEN
  • DİSK-Basın İş
  • Gazetecilikte Kadın Koalisyonu (CFWIJ)
  • Güney Doğu Avrupa Medya Organizasyonu (SEEMO)
  • Güvenli Gazeteciler Ağı (SJN)
  • IFEX
  • İngiliz PEN
  • İsveç PEN
  • Medya ve Hukuk Çalışmaları Derneği (MLSA)
  • OBC Transeuropa (OBCT)
  • PEN Amerika
    PEN Norveç
  • Sınır Tanımayan Gazeteciler (RSF)
    Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS)
  • Türkiye İnsan Hakları Davalarına Destek Projesi (TLSP)
  • Uluslararası Af Örgütü Türkiye Şubesi
  • Uluslararası Basın Enstitüsü (IPI)
  • Uluslararası Gazeteciler Federasyonu (IFJ)
  • Uluslararası PEN